Dünden Bugüne Aydınlatma ve Ampul
FiRaRi Tarih 09 Åžubat 2010
Dünden Bugüne Aydınlatma ve Ampul
Edison’un icadından bu yana 120 yıl geçti. Aydınlatma teknolojisinin göz bebeÄŸi ampul her geçen gün geliÅŸtiriliyor. Bilim insanları, saÄŸlık sorunlarına yol açmayan, çevre dostu ve estetik ampullere ulaÅŸmak için yoÄŸun çaba harcıyorlar. Thomas Edison’ın ampulü gibi az sayıda buluÅŸ, geçen zamanın sınavından alnının akıyla çıktı. Edison, yaklaşık 120 yıl önce, ince bir ipliÄŸi vakumda akkor haline getirerek elektrikten ışık üretmeyi öğrenmiÅŸti. Günümüzde, milyarlarca insan bu dahiyane buluÅŸla evlerini aydınlatıyor. Elektronik ürünlerin çaÄŸdışı kalma hızı deÄŸerlendirildiÄŸinde, inanılmaz bir süreÄŸenlik bu. Ancak, yeni ışıklandırma teknolojileri ampulün tahtını sallamaya baÅŸladı. ElektriÄŸin yalnızca yüzde 5′ini ışığa çeviren ampuller, nüfus ve üretim artışıyla birlikte maliyeti artan enerjiyi tasarruf etmiyor. Bu koÅŸullar altında, ampulün yüz yıldan uzun süren egemenliÄŸinin pabucunun çoktan dama atılmamış olması ÅŸaşırtıcı.
Basit teknolojisi ve ucuza mal olması, hem yoksul hem de zengin ülkelerde kurulmuş bol sayıdaki fabrikayla birleşince ampul yaygınlaştı. Buna karşın, daha verimli şekilde ve göze hoş gelen ışığı üreten donanımlar üretmek kolay değil.
1930′larda ampule seçenek olarak geliÅŸtirilen ‘deÅŸarj’ teknolojisini hesaba katalım. Bu sistemde, bir tungsten telini elektrikle ısıtıp akkor haline getirmek yerine, ampulün içindeki gazdan ya da buhardan elektrik geçiriliyordu: Genellikle de, neon gazı ya da sodyum veya cıva buharı.
Böyle bir lamba ampulden altı kat verimli. Oysa, deşarj teknolojisi hoş olmayan mavimsi ya da sarı ışığıyla estetik bir uygulama değildi ve cadde aydınlatmasıyla sınırlı kaldı. Deşarj lambalarının bir uzantısı olan floresanlar, teknolojiyi bir adım ileriye götürdü. Cıva buharıyla dolu bir cam tüpün içi, morötesi ışığı emen ve enerjisini görünür ışığa dönüştüren fosforla kaplanıyordu.
Floresenlar da tutunamadı
Floresanlar ampullerden on kat etkin, dört kat uzun ömürlü; ama sert ve titrek ışığı ile cıva buharının kanser yapıcı etkisi, özellikle birincil müşteri olan ev tüketicisini soÄŸuttu. Hatta 80′li yıllarda, konfeksiyon ürünlerinin renginin anlaşılmasını önleyen beyaz ışığın deri kanseri yaptığına iliÅŸkin dedikodular yaygınlaÅŸmıştı.
Edison’ın zamanında elektrikten ışık üretmek bir mucizeydi. Günümüzde ışık teknolojisini araÅŸtıran bilim insanlarıysa, çok daha karmaşık tercihleri olan müşterileri hoÅŸnut etmek zorundalar. Verimlilik, çevresel etkenler, güvenlik ve estetik de deÄŸerlendirilmek zorunda. Bu talepleri teker teker karşılamak zorken, hepsine yaraşır bir ışıklandırma teknolojisi geliÅŸtirmek güç bir giriÅŸim.
ÖrneÄŸin, floresanları cıva buharından çok daha çevre dostu olan bir gazla doldurmak hedeflendi. Ksenon gazı bu iÅŸi görüyor, ama Osram Sylvania’daki R&D’nin genel müdürü Dr. John Gustafson’un dediÄŸi gibi: “Ksenon daha az verimli. Bir cıva lambasından watt başına 60 lümen elde edebiliyorsunuz, fakat ksenon lambası için bu deÄŸer 35′e düşüyor. Demek ki, daha çok elektrik harcanıyor ve fosil yakıt yanıyor. Ciddi bir sorun.”
Bu zor sorunu çözmek için çeÅŸitli düşünceler ortaya atıldı, “Ama bunlar ÅŸimdilik sadece birer fikir” diyor Gustafson. Bu arada, yeni cıvasız floresanlı ve çevre dostu ksenon kullanan ışıklandırma ürünleri pazarlanmaya baÅŸladı. ÖrneÄŸin, Almanya’daki Osram’ın yaptığı planon. Bu ürün, 10 milimetre kalınlığındaki karolardan oluÅŸan yassı bir lamba.
Düz ÅŸekliyle radikal iç ve dış ışıklandırmaya, hemen hemen her yüzeye döşenmeye uygun, dolayısıyla estetik bir ürün. Rotterdam’da, Hollanda’nın telekomünikasyon ÅŸirketlerinden KPN’nin genel merkez binasının kuzey cephesi, böyle 900 tane ‘karo’ lambayla kaplanmış durumda.
Gözü rahatlatan ECS
Yeni ışıklandırma ürünlerinin çoÄŸu gibi, planon lambaları da elektronik donanım sistemleriyle (ECS) donatıldı. Bunlar pazara 1980′de sürülmüştü ve yüzde 30′a varan enerji tasarrufuna olanak tanıdığı, lamba ömrünü yarı yarıya uzattığı ve ışığın göz kırpmasını önlediÄŸinden talep arttı.
ESC’ler ışığın frekansını 50 hertzlik ana voltajdan 30-60 Khz’ye çıkarıyor ve ışığın titremesini önleyerek, insan gözünü odaklayan, merceÄŸi kasan göz kaslarını dinlendiriyor. Bu önemli ve saÄŸlıklı bir avantaj, çünkü titrek ışık, özellikle bilgisayar kullanırken görsel strese, yorgunlukla gelen baÅŸ aÄŸrılarına yol açıyor.
Işık yayan diyotlar
En büyük ışıklandırma potansiyeli ise bambaÅŸka bir teknolojide yatıyor: Işık yayan diyotlar (Light Emitting Diodes). 60′ların yarıiletken devriminden kaynaklanan buluÅŸların devamı LED’ler, p-n baÄŸlantılı yarıiletken bir maddedeki elektron ve delikler birleÅŸtirken, elektriÄŸi ışığa çeviriyor. Genellikle, yarı iletken madde olarak kırmızı ışık yayan galyum arsenid fosfit kullanılıyor.
Bu tip LED’leri elektronik aygıtların göstergelerinde ve arabaların stop lambalarında görüyoruz. Sıvı kristal ekranların icadından önce, hesap makinelerinin son modelleri de bu kırmızı LED’lerle donatılıyordu.
Yeni geliÅŸmeler sayesinde, LED’lerle hemen tüm ışık tayfı üretilmeye baÅŸladı; galyum nitritin yaydığı o zor elde edilir mavi ışık da dahil. İşin püf noktası, LED’lerin bilinen en verimli yapay ışık kaynağı olması. ÖrneÄŸin, mavi ışığı ampulle üretirseniz verimlilik yüzde 0,5; ama LED’ler için yüzde 10. LED’ler ışık teknolojisinin en hızlı geliÅŸen alanı. Sadece deÄŸiÅŸik renkli ışıkların iÅŸe yaramasından deÄŸil (trafik, acil durum, yol gösterge ışıkları ve benzeri), çeÅŸitli renkler karıştırılarak elde edilen beyaz ışık evlere de uygun.
Kalite giderek artıyor
“Gittikçe artan dikkati, insanları memnun edecek ışık kalitesine yönlendiriyoruz” diyor Gustafson.
Münih’te, 2000 yazında düzenlenen mimarlık fuarında, bir odanın tavanına 14.000 beyaz ve baÅŸka renkli LED’den oluÅŸan panel döşendi. Bilgisayar yardımıyla, duruma en uygun aydınlatma ortamı, renkler ve parlaklık ayarlanarak oluÅŸturuluyordu. Minik yansıtıcılar sayesinde ışık, odanın dört bir yanına dağıtıldı ve göz alıcı parlaklığın önüne geçilmiÅŸ oldu.
“BaÅŸlangıçta, LED’lerin mimari uygulamalarda yenilikçi olarak kullanıldığını, balo ve konser salonları ya da tiyatrolar gibi kamuya açık alanların aydınlatıldığını göreceÄŸiz” diyor Gustafson. “Bunları birer sıçrama tahtası olarak kullanarak, evlerdeki günlük ışıklandırmayı da yetkinleÅŸtirecekler.”
Etiketler:
Dünden Bugüne Ampul, Dünden Bugüne Aydınlatma
Not: Sitemizde bulunan bu ve buna benzer bilgilerin birçoğu alıntıdır. Hayta.net, kullanıcıları tarafından geliştirilen bir site olduğu için yazılardan sorumlu değildir.

Facebook'ta paylaÅŸ